Her insan yaptıklarının beğenilmesi, onaylanma, takdir edilme, kabul görme gibi ihtiyaçlara sahiptir. Sonuçta hepimiz bulunduğumuz ortama adapte olmaya programlanmış canlılarız. Çünkü ancak bu şekilde insanlarla sağlıklı iletişim kurabilir, insanlardan saygı görebiliriz. Fakat bir insan etrafındakilere uyum sağlamak için devamlı kendinden ödün verirse, başkaları tarafından sevilmek uğruna kendinden vazgeçerse, en sonunda ne kendine güveni ne sevgisi ne de saygısı kalır. Eğer insan kendine olanı, kendinin olanı saklayıp muhafaza etmezse günden güne başka bir parçasını kaybeder. İnsanın adaptasyon ihtiyacı kişinin kendinden vazgeçmediği, kişiye fayda sağladığı sürece doğru ve gereklidir.

Eğer bu tavsiyeler göz önünde bulundurulmazsa her gün kendinden bir parça bırakan insan bir gün dönüp bakar ki kendisini tanımlayan tüm değerleri birer birer kaybetmiş. Fark ediyoruz ki empati, nezaket, fedakarlık diyerek vazgeçtiğimiz huylar, düşünceler ve hisler meğerse bizi biz yapan şeylermiş.

İnsan herkesten önce kendini sevmeli ve kendine saygı duymalıdır. Çünkü insanların senin hakkındaki o kadar da önemli olmayan düşünceleri için yaptığın her vazgeçiş kendine bir vedadır aslında…

Kendinden başkası için bir kere taviz verirsen gerisi çorap söküğü gibi geliyor, bu da bir gerçek. Çünkü insan neyi gördüyse, neyi yapıyorsa gitgide buna alışır. Her şeyi bu düşünceyle yaklaşır ve de kaçınılmaz olarak bu şekide yoklaşır. Bunu aşmanın yoluysa kendini tam anlamıyla bilmek ve sahiplenmektedir. Kişisel gelişimciler buna kendini sevmek diyor. Doğrunu sahiplendiğin kadar yanlışını da sahiplen, yaptığını da düşündüğünü de… Başkalarının fikrini kısa bir süre olsa da dışarıda bırakıp ‘kendine ait bir oda’ da kendini keşfe çıkmak ve devamlı yazmak gerek…

Seni sen yapan huyların vardır, acıların, sitemlerin, özlemlerin, düş kırıklıkların, arayışların, hayallerin, hedeflerin ,yanlışların ve kendinle ilgili hiçbir zaman emin olamayacakların… Tüm bunlara rağmen sen, sen olduğun için özelsin ve hiçbir zaman insanların düşünceleri için bundan vazgeçme. Hayat karşı tek başına savaştığında, dışlandığında, yalnız bırakıldığında unutma ‘sen’ i en iyi tanıyan yine sensin onlar değil.