Tembellikten kurtulmak için kendini görevlendir; çalışkan olmak için, üretmek için ve daha mutlu olmak için kendini yönlendir. Hayatın acı sürprizleri seni yormasın. Sadece düşünerek çözümsüzlük içinde kendini yorma. Kendi kendinin efendisi ol. Sıkıntıların ve çözümsüzlüklerin, kötü alışkanlıkların tutsağı olma. Güçlü olmak kendine sözünü geçirmekten geçer.

Hatasız olmak hayaldir; hayatın hep beklentileri karşılamasını beklemek hayal kırıklıklarını doğurur. İnsan bencil ve kibirli olmadan kendisini sevmeli ve kabullenmelidir. Hayata tutunmanın ve mutlu olmanın yolu budur. Mutluluğa çıkan kapıya ulaşmak istiyorsan kendini görevlendirBaşkalarının dikte ve öğütlerine ihtiyacın olmadığını göreceksin. Faydalı bir meşgalede güzelliği ara. Belki ardından az da olsa seni mutlu edecek kazançları elde edersin. Hem mutluluk gibi bir kazanç hiçbir şeye değişilmez. İnsanoğlu mutluluk, refah ve yarınları hayal ederek yaşar. Amaçsız kalmamak için kendi kendini eğitmeli ve yönlendirmelisin.

kendini görevlendir

Kazanan ve kazandıranlardan olmak için kendini görevlendirTatlı ve değişmez kuralların olabilir. Seni sıkmayacak uğraşlarla mutlu olmayı deneyebilirsin. Çoğu bu uğraşlar içinde hem maddi hem de manevi kazançlar söz konusudur. Sevindiren, sevinir; İyilik yapan iyilik bulur. Tüm bu insani yaklaşımlar zincirleme şekilde bulaşıcıdır. Halk duyduklarındansa gördüklerini taklit etmeye meyillidir. Etrafımızdan ne bekliyorsak insanlara da onları vermekle yükümlüyüz. Çünkü aynı şeyi onlar da bizlerden bekliyorlar. Hiçbir insan kendisine kötülük yapılmasını kabullenmez ancak başkalarını kendi yerine koymadan onlara kötülük yapabilir. Atalarımızın “etme bulma dünyası” dediği sistem budur. Herkes ektiğini biçer. Evrene ne verirse, kendisine ne iyilik yaparsa karşılığını da o şekilde görür.

İşsiz insanımızın, emekli insanımızın ve hep aynı döngü içinde çalışanların bir günü diğerinden pek farksız değildir. Bu zinciri kırmak gerekir. En basitinden eve dönülen yol ve dışarıya çıkılan yol değiştirilebilir. Bu bile basit de olsa bir farklılıktır. Hep aynı şeyleri yaşamak, yaşamdan çok ölüme ve yokluğa yakındır. Hayat azalmalar ve artmalarla, varlık ve yoklukla tadını hissettirir. Aynen doymanın mutluluğu için aç kalmanın gerektiği gibi; dinlenmenin ve keyfin tadını almak için çalışıp yorulmanın gerektiği gibi. İşte bu yüzden hayatı hissetmek ve hayata tutunmak için kendini görevlendir. Ne olursa olsun kendini işe al ve onu mutlu olacak şeylerde vazifelendir.